6 Eylül 2026 Pazar 22:54:30


SANMAK

SANMAK

Merhametindeki kara lekeyi karanlık örter mi, sanmam.
Zavallı insanoğlu! Sanmaktan ibaret olduğunu mu sanıyorsun?
Güneşin parlaklığını niçin sevmem, cevabını bilir misin? Sanmam.
Sedefsiz duygularının aydınlığı, güneş batınca kararır mı sanıyorsun?
 

Oysaki aydınlığı karartan sensin, zannımca.
Nasıl sığınıyorsun gecenin masumane karanlığına?
Sanıyorum ki yanıltıya uzanan merhumun katili de sensin, varsa;
yargılayacak olan mührünü kor alevde aldatan, gönlün ya güya.
 

Gecenin karanlığı, yasasız yargıç gözünde kin boğdu mu, sanmam.
Şimdi söyleyeceklerin seni gökten indirir mi sanıyorsun?
Yukarıdan düşen tatsız bir damla dil yakar mı, sanmam.
Soluk bir çiçeğin yeraltında parlayamayacağını mı sanıyorsun?

 

Oysaki çiçeğin rengini ölüme bırakan sensin yine, zannımca.
Gündüzü gece ettikten sonra çekinmiyor musun sırıtmaya?
Sanıyorum ki renkten ziyade ölü, siyaha bürünmüş bir çiçeğim ben sana.
Aydınlık mıyım, karanlık mıyım? Dön, dokun donuk yaprağıma.

 

Siyah da bir zamanlar göğü seçerdi, inanır mısın? Sanmam.
Aydınlığı zırh etmiş siyahı ölümle bir eden karanlık mı sanıyorsun?
İnsanoğlu, griye yüz tutmuş suçunu ay parçasına yüklemekten usanır mı, sanmam.
Günah keçisi bulup güneşi doğurabileceğini mi sanıyorsun?
 

Oysaki aydınlık nimeti koca güneş, geceyi aydınlatmaya küçük kalır, zannımca;
yaldız aşığı göğsün, ceza hükmü giydirebilecek mi sevda susattığına?Sanıyorum ki dizelerimin ağırlaştırılmış sert dili, yapıştı kayık yakana.
İster anımsayıp iğneden bir ilmek at sol tarafına, ister sivri bir delik aç kulağına.



Gönderen: Nurgül Salur

img

NURGÜL SALUR

Yorumlar

Başvuru Yap