SANDALYE
Oturup kalıyorum bu plastik sandalyenin üzerinde saatlerce.
Tanrıdan başlayıp bütün yeryüzünün sorunlarını, sorularını, sağır uğultularını eleştiriyor ve yargılıyorum.
Tanrı yok diyorum düşününce.
Dünya çekilmez.
Ömür uçsuz girdap.
Bahar bir yalandan ibaret ve insanlar ölümcül tehlikeli varlıklar.
“Kastronojen plastik, kanser risklidir” bilgisi canlanıyor zihnimde.
Sandalyemden çekindiğim ve kırılmasından korktuğum için bunu içimden düşünüyorum.
(Fiziksel kırılganlık değil, duygusal olanından.)
Bu kanser etkisidir belki de bana bütün bunları düşündüren ve belki de gerçekten sandalyemden çekinmeliyim.
Bu arada saçlarım dökülüyor ama genelde ellerimle ovuşturduğumda sıkça, bir yağmur gibi kıl yağmuru...
Dedem öldü iki gün önce, yüzlerce insan geldi ve ben bu boktan cenaze merasimlerini hiç sevmem.
Dedem öldü iki gün önce.
Yüzlerce insan geldi; çoğunun koyunu yaylaya gitmiş, birilerinin gelini kötü, birilerinin oğlu hayırsız, ekonomi kötü, siyaset boş adam işiymiş, Ardahan'da kar yağmış, Hoş Haber Köyü'nde bir kız kaçmış, kayısı bahçeleri satışa çıkmış...
İki gün önce dedem öldü.
Bütün bunlar onun cenazesinde konuşuldu.
Dedem öldü iki gün önce, yüzlerce insan geldi.
Çoğunu dedem sevmezdi, birçoğu da dedemi.
Yemek ve çay içmekten vakit bulsalar da birer Fatiha okusalar, yeni gelenler var meclis toplantısı sanmasınlar.
Çünkü değil.
İki gün önce dedem öldü, bunun için toplanmış bulunuyoruz diyesim var.


Yorumlar
Yorum Yaz