22 Ekim 2026 Perşembe 05:55:27


NEDEN BİR İNSAN SADECE VAR OLDUĞU İÇİN DEĞERLİ GÖRÜLMÜYOR?

NEDEN BİR İNSAN SADECE VAR OLDUĞU İÇİN DEĞERLİ GÖRÜLMÜYOR?

Bugün, günümüzün en yaygın hastalıklarından biri hâline gelen yetersizlik hissi üzerine konuşacağız.
"Neden günümüz hastalığı diyorum?" Önce bunu açıklamak istiyorum.
Okulunu bitiren gençler, çoğu zaman eve kalıcı olarak döndüklerinde artık kendi kararlarını alabilen
bireyler hâline gelmiş olurlar. Ancak aileleri, onları hâlâ yönlendirebilecekleri çocuklar olarak
görmeye devam eder. İyi niyetle de olsa yönetmeye, hayatlarını şekillendirmeye çalışırlar.
Çocuklarının daha yükseklere ulaşmasını isterler; fakat bu istek, farkında olmadan bir baskı biçimine
dönüşebilir.
Aileler bunun etkisini her zaman fark etmese de yeni filizlenmeye başlayan birey, zamanla bastırılmış
duyguların ve yetersizlik hissinin içinde kalır. Bir noktadan sonra kendi başına düşünebilen biri
olmaktan çıkar; sürekli onay bekleyen, sürekli kontrol edilen bir bireye dönüşür. Kendisiyle
kıyaslandığı insanlara, hatta istemese bile ailesine karşı içinde sessiz bir kırgınlık ve öfke büyütmeye
başlar.
Elbette ailelerin çocuklarına yol göstermesi yanlış değildir. Asıl önemli olan, bunu nasıl yaptıklarıdır.
Sevgi gösterilmeden, yalnızca başarı karşılığında verilen değer; bireyi kendi istemediği bir hayatın
içine sürükler. Muhtaç kaldığı sevgi ve değer, zamanla bir hırsa dönüşür. Artık kendisi için değil,
ailesinin onayını kazanmak için daha fazlasını yapmaya çalışır.
Böylece kendi fikirlerini geliştiremeyen, sadece beklentileri karşılamaya çalışan bireyler yetişir.
Oysa toplumun geleceğini oluşturan o genç filizler, aileden aldıkları bu anlayışla insanlara gerçekten
fayda sağlamayı değil; yalnızca üzerine düşen görevi yerine getirmeyi öğrenirler.
En acı tarafı ise şudur: İnsanlar, değerin yalnızca mertebe ve statüyle kazanılacağına inanarak
büyürler. Bu inançla yaşarlar. Sürekli daha fazlasını ister, daha çok onay almaya çalışırlar.
Ellerindekinin kıymetini bilmeyi öğrenemezler.
Oysa değer, bunların hiçbiri değildir.
Sulamayı unuttuğumuz bir bitkinin çiçek açmasını beklemeyiz. Önce toprağını değiştirir, ona uygun
ortamı bulur, suyunu verir, güneşle buluştururuz. Ona hiçbir zaman, "Önce çiçek aç, sonra seni
sulayacağım." ya da "Önce kendini kanıtla, sonra güneşi hak edeceksin." demeyiz. Çünkü biliriz ki
susuz ve güneşsiz bir bitki çiçek açamaz. Gücünü ortaya çıkarabilmesi için önce bunlara ihtiyacı
vardır.
İnsan da böyledir.
Bir insanın değer görmek için önce kendini kanıtlamak zorunda kalması, en başından yanlış kurulmuş
bir düzendir. Çünkü sevgi ve değer, başarının ödülü değil; insanın gelişebilmesi için ihtiyaç duyduğu
en temel besindir.
Ve artık biliyoruz ki konumuz çiçekler değil.
Konumuz, yalnızca var olduğu için değer görmesi gereken insanlar.

img

RABİA ÖZKIL

Yorumlar

Başvuru Yap