KIRIK ŞİİR
Sevgilim, çürümüş kederimden bahar İstanbul hüzün akıyor bir hayli zamandır Boğazında kalmış yalnızlığım haliç’in. Galatadan kız kulesine sana uzanırım. İki yakası bir araya meğer sen yokmuşsun diye gelmezmiş onca zamandır bu şehrin. Meğer peygamberler sen yaşayacaksın diye kutsal kılmışlar bu toprakların fethini. Muhammed bunun için özel kılmış o komutanı ve o komutan ki senin için savaşmış meğer. Üsküdar’a sen yürü diye döşenmiş arnavutlar o kaldırımları. Deniz sana dokunmak için yırtıp gelmiş yedi tepeyi hint okyanusundan Anadolu ve Rumeli hisarı seni korumak için yığılmış etrafına bu kentin ağır taşlarla. Dört büyük din sen doğacaksın diye düşlemiş yüzyıllardır bu tapınağı Sen doyacaksın diye bütün meyva ağaçları kök atmış buralara ve ormanlar sana oksijen üretmek için sığlaşıp, çoğalmışlar. Kadınım, güzelliğin tıkamış mürekkebini kalemimin. Satır başı bıçaktan keskinmiş meğer adınla başlamayan sözler için Ellerim, ellerine dokunmadı diye kan yıkamış meğer su sanıp temizlediğimde her an yüzümü Saçlarım sen koklamadın diye dökülmüş Kalbim meğer sen gir diye çarpmış onca zaman. Evrenin sırrı senin doğmanmış meğer. Benim varlığım seninle bütünleşmek içinmiş. Sevgilim, bu çağ da denk gelmeseydik veya bir başka çağda ve İnan rahimim olsaydı şayet seni hep yeniden, kadınım seni ısrarla yeniden doğururdum.


Yorumlar
Yorum Yaz